2010 yılında sağlıkta bizi neler bekliyor

Ahmet Maranki, Osman Müftüoğlu 21 Mart 2010
189


2010’da gen ve kök hücre tedavilerinde büyük bir atılım yaşanacak. Kilo sorunu gündemdeki yerini korurken, obezitenin çözümünde önemli mesafeler alınacak. UCLA’dan bir Türk bilim insanının cep telefonuna yerleştirdiği mikroskopla mikrobik hastalıkların tedavi edilme yöntemi daha da geliştirilecek. Ancak, önümüzdeki yıl tıp alanında artan masraflar nedeniyle sağlıkta ciddi kısıtlamalara gidilecek.
2009’da yalnız ekonomide değil, sağlıkta da işler kötü gitti! Pek çok sorun yaşandı ama 2009’a damgayı Domuz gribi aşısı ile ilgili tartışmalar vurdu. Tartışmaların odak noktasında aşının güvenilir olup olmadığı vardı. Ne aşıyı üreten firmalar ne de Sağlık Bakanlığı, hatta Dünya Sağlık Örgütü “güvensizlik sorunu”nu aşabildi. Biz elimizden gelen gayreti gösterdik. Bilimin ve bilim insanlarının düşüncelerine uyup risk gruplarında olanlara aşıyı tavsiye ettik. Ama öyle görünüyor ki aşıya hâlâ rağbet yok. Peki iyi şeyler olmadı mı? Tabiî ki oldu. Mesela sigara yasağı ile ilgili kampanya mükemmeldi, başarılıydı. Organ naklinde birkaç adım daha ileri gidildi.
2010’un çok yoğun bir sağlık gündemi var. Gündemin ana başlıklarını teknolojideki gelişmeler, tanı-tedavi sürecindeki ilerlemeler oluşturuyor. 2010 sağlık ekonomisinin çok tartışılacağı bir yıl olacak. Fayda-maliyet analizleri sık sık gündeme getirilecek.
İşte 2010’un sağlık beklentileri…
Gen ve kök hücre tedavileri: 2010’da bizi nelerin beklediğini tabii ki bilmiyoruz ama nelerin daha çok konuşulacağını gösteren bazı işaretleri var. İşte onlar: Genetik, genetiğin hastalıklar üzerindeki etkisi, genlerle ilgili çalışmalar, gen tedavileri, gen analizleri, hatta genomik incelemeleri önümüzdeki yıl eskisinden çok konuşacağız. Kök hücre konusu geçmiş yıllardan çok daha fazla gündemde olacak. Tüp bebek konusundaki gelişmeler şaşırtıcı boyutlara vardı, klonlama yeniden gündeme gelebilecek. Obezite sorununun çözümünde önemli mesafeler alınacak. Bağışıklık güçlendiren tedavilerde, özellikle kanser bağışıklığı alanında dev adımlar atılacak.
Kilo, stend, kemoterapi: Kilo sorunu gündemdeki yerini koruyacak. İnsülin direncinin günümüz sağlık sorunlarının temel tetikleyicisi olduğu daha iyi anlaşılacak. Kanser ve kalp hastalıkları yine gündemdeki konular olacak. Kemoterapi konusunda yaşanan tıkanıklığın nedenleri tartışmaya açılacak. Kanser tedavisinde yaşanan genel başarısızlık daha doğrusu son yıllarda bir türlü aşılamayan engeller masaya yatırılacak. Koroner kalp hastalıkları önemini koruyacak. Teşhis yöntemlerinden biri koroner BT anjiyografi (anjiyosuz anjiyo!) daha popüler hale gelecek. Özellikle çok yüksek hızlı (256 CT) BT’ler daha sık kullanılmaya başlanacak. Stend mi, by pass mı savaşında stendçiler (!) biraz daha başarı kazanacak. Stend uygulamalarının sayısı bir hayli artacak.
Cep telefonundaki mikroskop: Teknolojinin, özellikle nano teknolojinin tıptaki önemi belirginleşecek. Biyokimyasal analizlerin daha ucuz teknolojilerle yapılıp yapılamayacağı (mikroçipler) gündeme gelecek. Hatta mikroskopik incelemeler bile basitleştirilecek. Amerika’da yaşan ve Kalifornia’da öğretim üyeliği yapan (UCLA) bir Türk bilim adamının cep telefonuna yerleştirdiği mikroskopla mikrobik hastalıkların tedavi edilebileceğini gösterdiğini hatırlatalım, otoritelerin bu yöntemle 2010’da değilse bile takip eden birkaç yıl içinde sıtma taramaları yapılabileceğini belirttiğini not düşelim.
Tıpta tasarruf yılı: Önümüzdeki yıl tıp alanında artan masraflar nedeniyle sağlıkta ciddi kısıtlamalara gidilecek. Teşhis ve tedavi masraflarının inanılmaz boyutlara varması nedeniyle kemerler iyice sıkılacak. Sağlık harcamaları (özellikle ilaç harcamaları) daha çok sorgulanacak. Fiyatlandırma kontrol aşamaları daha ciddi denetlenecek, resmi otoritelerin ilaç fiyatları üzerindeki dikkatleri artarak sürecek. İlaç fiyatlarının önemli bir kalemini oluşturan “tanıtım giderleri” mercek altına alınacak. Bu giderlerin özellikle doktorlarla ve kongre sponsorlarıyla ilgili kısmı tartışmaya açılacak. Sevgili eczacılarımızın karşı görüşlerine rağmen reçetesiz satılan ilaçlarda reklam konusu yeniden gündeme gelecek ve büyük bir ihtimalle bu ürünlerin kontrollü reklamına izin verilecek.
Sağlık politikası: “Tam gün yasası” da önümüzdeki yılın çok tartışılan konularından biri olacak. Sağlık hizmetlerinin eğitim hastaneleri ve üniversite hastanelerinden özel sektör hastanelere aktarılmasının yarattığı olumlu ve olumsuz sonuçlar anlaşılacak. “Aile hekimliği sistemi”ne geçiş hızlanacak. “Eczacıların sorunları” önemli bir gündem maddesi olacak. “Zincir eczaneler” tartışması sürecek. Bireyselleşmiş sağlık hizmetleri daha önemli hale gelecek. “Erken teşhis” gündemden düşmeyecek. “Koruyucu sağlık” daha iyi öğrenilecek. “Kurumsal wellness”, “sağlık koçluğu” gibi organizasyonlar güçlenecek, “detoks-kilo” verme merkezlerinin sayısı artacak. Büyük hastanelerin “poliklinik örgütlenmeleri” yoğunlaşacak. Daha da önemlisi Türk sağlık sisteminin dünya sağlık turizmindeki payı ve önemi artacak. “Sağlık turizmi”nin ilk ışıkları 2010’da yanacak!
TEŞEKKÜR
Lahana suyu mu, kereviz kürü mü
Teşekkürlerimiz, alkışımız sağlık yazarı Sibel Güneş’e… “Nüfusunun 15 milyonunun kalp damar hastalığı, diyabet, yüksek tansiyon gibi kronik sağlık sorunları olan bir ülkede insanlar ‘lahana suyu, havuç suyu, kereviz kürü’ gibi seçeneklerle sorunlarından kurtulacakları umuduna kaptırılıyor. Mucize çözüm arayışları ilk çağlardan bu yana insanların gündemindeki yerini korumakta. Peki bilimin ilerlediği noktadan yararlanmak, doktorun verdiği ilaçları düzgün kullanmak, sağlıklı beslenmek, kilo vermek, düzenli yürüyüş yapmak neden ‘otları ya da sebzelerin suyunu kaynatın için’ önerisi kadar ilgi görmüyor? Bu sorunun yanıtına gelince; öncelikle hekimin hastaya ayırdığı süre en iyimser tahminle birçok özel hastanede bile 10 dakikayı geçmiyor. Hastalığının ne olduğunu anlayamayan, hangi ilacı niye kullandığını öğrenemeden doktorun yanından ayrılan hastanın kafasındaki soru işaretleri canlı kaldıkça, nöbetçi şifacıları televizyonda kanal kanal gezerken görmeye şaşırmamak gerekir. Peki ya medyanın sorumluluğu? Ağzı iyi laf yapan, otların nasıl kaynatılacağını iyi tarif eden herkes televizyona çıkabilir mi? Vatandaşlara sağlık konusunda öğüt verebilecek herhangi bir eğitimi olmayan bu kişilerin neden olabileceği risklerin sorumluluğunu medya nasıl üstlenebilir? Nöbetçi şifacılar ünlerine ün, zenginliklerine zenginlik katarken, kısıtlı kaynaklarını sağlık sorunlarına çare aramakla tüketen vatandaşların “haklarını kimin koruyacağı” sorusunu toplum olarak sormak ve daha dikkatli davranmak gerekiyor.”
Kaynak:www.hürriyet.com.tr

Benzer İçerikler
Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

“2010 yılında sağlıkta bizi neler bekliyor” hakkında 0 yorum var

İlginizi Çekebilir

Sponsor Bağlantılar